Geçen sezon benzer bir başlık ile Şampiyonlar Ligi ve Fenerbahçe Yönetimi hakkında bir yazı kaleme almıştık. Kaldığımız yerden devam etmeden önce, geçen sezonun kısa bir değerlendirmesi: Galatasaray: CL’de çeyrek final, Lig Şampiyonu. Fenerbahçe: Uefa Kupası Yarı Final, Türkiye Kupası ve Lig ikinciliği. Bu resme baktığınız vakit hangi kulübü yönetiyor olmak istersiniz?
Öte yandan, Fenerbahçe aleyhine devam eden Yargıtay ve CAS’taki şike davaları da cabası. Her aklı başında Fener taraftarı için kabak tadı vermiş olduğu aşikar bir yönetim ile yola devam ediyoruz. Kongre üyeleri besbelli muhterem Başkan ve Yönetim Kurulu için hala olumlu düşünüyorlar. Olağanüstü Kongre toplayacak yeter sayıda imza toplanmaması bu görüşü doğrular nitelikte. Anlaşılan Fenerbahçe camiası tıpkı Başbakan gibi “sandıkla gelen sandıkta gider” şiarina tutku ile sarılmış vaziyette. Demokratik herhangi bir ortamda, yönetime tepki dile getirmek örf ve adetlerimizi yaralayacak mıdır? İmza toplamak veya gazeteye tam sayfa ilan vermek amaçlı para toplamak mazallah düşüncesi bile herhalde büyüklere saygısızlık mıdır?
Ezcümle, Temmuz başı sezon açıldı. Yine bir CL önelemesi geldi çattı. Ve yine yeniden Fenerbahçe takımı hala transferini tamamlamadı. Yabancı olarak kalacaklar ve gidecekler üzerine spor medyası her gün toto oynayabiliyor şükürler olsun. Yeni bir toto sahibi daha olduk. Cardozo mu Emenike mi? Bu saatten sonra, yine bir CL öneleme turu rövanş maçında “oyuna kurtarıcı olarak Murat Hacıoğlu’nu alan zihniyeti” kınamak içinden gelmiyor insanın. Günün sonunda, bazıları PSV maçını seyredemeyecek kadar tutkularını yitirdiler bile.
Camia tam kendi değeri ile bir noktaya gelebilecek derken, onu da kovarak Teknik Direktör olarak en iyisinin kendisi olduğunu belleklere bir kere daha kazıyageldi Başkan. Şimdi bu efsane Başkan döneminde, en çok Galatasaray şampiyonluğu yaşamak dışında bir yeni rekorun daha sahibi olacağız: CL öneleme turunda en çok elenen Başkan.
Ya ya ya şa şa şa
Aziz Başkan artık bizi bıraksa!

