Olimpiyatlar ve Futbol

Olimpiyatların zihinde ve kalpte biraktığı tadın üstüne “başka gül koklamak” istemiyorduk. Aynı sendromu İngilizler de yaşıyorlarmış.Hatta, “futbolu ne durdurabilir acaba?” konusunu medyada tartışmaya başlamışlar. Süper Kupa finalinin, Olimpiyat kapanış merasimine denk gelmesi adeta pekiyi oldu. En azından seyretmedik Süper Kupa gibi bir garabeti.
Nitekim okuduklarımızdan anlaşılan yine hakemin ve onun üzerine yürüyen oyuncuların öne çıktığı bir müsabaka olmuş. Oysa, Basketbol Erkekler Finali’nde İspanyollar ile Amerikalılar arasında, maç sırasında yaşanan gerginlik, maç sonrasında herkesin birbirini tebrik etmesine bırakıyordu. Aynı şekilde, Nicolas Batum çeyrek finalde İspanya maçının sonlarına doğru otokontrolünü kaybedip, çıkarttığı olay hakkında, maç sonrasında twitter’dan özür dileyecek kadar sporun kazanmak için “her yol mübahtır” felsefesi üzerine kurgulanmadığını hatırlatıyordu.
İsviçre milli maçında, maç bitiminde rakip oyuncuların olduğu çıkış tüneline “saldırın” diye işaret eden Fatih Terim’in veya yaklaşık yirmi senedir Yılmaz Vural gibi futbol adamlarının aşıladığı agresif tavırların tribünlere nasıl sirayet ettiğini biliyoruz. Devletimizin senelerdir “bırakınız yapsınlar” siyaseti güttüğü ve büyümesine müsaade ettiği futbol terörü kitleleri futboldan soğuttu. Londra 2012, amatör sporların yükselişi adına, futboldan rol çaldı umudunu taşıyoruz. Kadın sporcuların başını çektiği iyi niyetli bir hareket var. Doğal bir oluşumdan bahsediyoruz. Süreyya Ayhan, kadın basketbolcular ve voleybolcuların önderlik ettiği bir hareket..Eğer bunu gerçekten okullara yayabilirsek futbol yerine başka spor branşlarını da aynı heyecan ile konuşmaya başlayabiliriz. Medya ile sosyal medya bu doğrultuda etkin rol oynayacaklardır. Olimpiyatlar daha az aralıklar ile düzenlensin diye bir hareket de biz mi başlatsak?

20120829-132241.jpg