2014 Brezilya Yolunda

Bu akşam Türkiye A Milli takımı ilk maçına çıkıyor.
Rakip Hollanda.
Müsabakanın oynanma sebebi: 2014 yılında Brezilya’da organize edilecek olan Dünya Kupası’na katılacak takımlardan birisi olabilmeye hak kazanmak.
Daha önce finallere gitmek gibi bir başarıyı ülke tarihinde iki kere gerçekleştirebildik. 1954 ve 2002 yıllarında. Bizim kadar genç nüfusa sahip olan bir memleket için 2014 Brezilya finallerinde sahne almak 1995 sonrası doğan futbol severlerin hakkıdır.
Oynayacağımız stadyumda, hala “gurbetçi” diye tabir ettiğimiz birçok vatandaşımız seyirciler arasında olacaklar. Adeta “yarım deplasman” sayılan ülkelerden birisinde bu elemelere başlıyor olmak bir avantaj teşkil edebilir.
Bu maçtan hemen dört gün sonra, Estonya ile İstanbul Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda oynayacağız. Buradaki tuzak bu tarz yüksek motivasyon gerektiren maçlardan sonra yaşanan düşüşlerdir. Futbolcular böyle maçlara kendiliğinden kolay motive olabilirler. Peşi sıra gelen Estonya gibi rakipler karşısında aynı motivasyon kaynaklarını bulmakta her zaman başarılı olamazlar. Bu dört günlük sürede, Guus Hiddink gibi bir futbol ustası ile yolları ayırdıktan sonra, Abdullah Avcı ile devam eden takımımız ilk önemli sınavlarını verecek. Kadromuzda Atletico Madrid ile kazandıkları Süper Kupa’nın morali ile gelen Arda Turan ve Emre Belözoğlu’nun yanı sıra, Almanya futboluna damga vurması beklenen Mehmet Ekici ve Sercan Saraer gibi oyuncularımız var.
Mehmet Ekici verdiği röportajlarda ne kadar mütevazi olduğunu gösterdi. Bu akşamdan başlayarak sahadaki futbolu ile büyümesi, yenilenmiş bu kadroda fark yaratanlardan birisi olması sürpriz olmayacaktır.
Umut Bulut’un fizik kondisyon olarak hazır olması ve sezona çok iyi başlangıç yapmış olması bu iki maç için lehimize gözüken diğer faktörler.
Abdullah Avcı ve ekibi bu akşam alınacak neticeye müteakip, dört gün sonrasına takımı tekrar motive etmek gibi bir zorluğun üstesinden gelebilecek midir? Şüpheli olduğum konu tam bu nokta, zira alınacak galibiyet veya mağlubiyet sonrasında Estonya maçında olası bir puan kaybı bizi başladığımız noktaya geri getirir. Bu akşamı “ya hep ya da hiç” maçı gibi algılamadan oynayabilmek ve dört gün sonrasına mental ve fiziksel olarak hazır çıkmamızı diliyorum.
Geçmişte Milli Takımın bu dört günlük süreçlerdeki sicili çok başarılı olmadığından beklentileri çok yüksek tutmamak doğru olabilir.

20120907-174231.jpg

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

Yazar: halimtansug

Sports and Tech

“2014 Brezilya Yolunda” için 3 yorum

  1. Motivasyon olayina katiliyorum, ama futbolculara da cok is dusuyor. Genelde Turk futbolcularinin milli takima “memuriyet” gorevlerini yerine getirmek icin geldiklerini dusunenlerdenim. Yeni futbolcularin katilimiyla hazirlik maclari boyunca bu dusuncem biraz dagilir gibi oldu, ama Avusturya macinda yine percinlesti. Ama genel olarak bu yeni futbolcularin gercekten futbol oynama ve kazanma dusuncesi icinde olduklarini hissediyorum. Yani normal bir “atletin” daima kafasinda olan dusunceler. Abdullah Avci’nin fizik kapasitesi yuksek ve her durumda rakibi isiran bir kadro cikarmasi lazim. Saha icinde morali bozulan, sinirlerine hakim olamayan, ve duygusal davranan bir kadro takima zarar verir. Hollanda’yi zorlayacagimiza inaniyorum.

    1. Artık milli takıma gelen futbolcular ‘memuriyet’ için geliyorlar demek güç. Zira son yıllarda, sakatlık için muazzam yüksek miktarda sigorta primleri ödemeye başladılar. Selçuk Şahin sakatlanması halinde bir milyon dolar tazminat alacak milli futbolcu olarak iki sene evvel kayıtlara geçmişti. Üstelik en son sekiz sene evvel Dünya Kupası oynayan kadro ile mukayese edince bu takımda sadece Emre Belözoğlu’nun bulunması tüm oyuncuların o vitrinde yer alabilmek için ellerinden gelen herşeyi vereceklerini düşündürtmüyor mu?

  2. ben maçların ne zaman olduğunu bile bilmiyorum. sadece türkleri tanıyorum. yorumları okuyorum. blogu takip ediyorum. duygusallığın tüm türk takımlarına her spor dalında hakim olduğunu gözlemliyorum. bunun üstesinden oyuncuların genç yaşlarında gelmeleri oldukça zor. hocalara burada çok is düşüyor sanırım. oyuncuların kişisel gelişimlerine çok yatırım yapılmalı. belki de türk futbolcusu türk sporcusunu yetiştirirken ciddi şekilde kişisel gelişimi ele alınmalı. kendi ile ilişki kurması, ailesi ile hesaplaşması, toplumu ile barışması, vb.

Yorum bırakın